Çocuğa Sürekli “Bu Ne?” Demek Yerine Nasıl Sohbet Edebiliriz?
Sürekli soru sormak yerine yorum yapma, bekleme ve çocuğun mesajını takip etme: günlük konuşmalardan örnekler.

İletişim yalnızca cevap vermek değildir
Çocuğun bildiği sözcükleri duymak istemeniz anlaşılır. Ancak sohbetin tamamı yetişkinin soruları ve çocuğun yanıtlarından oluştuğunda çocuğun kendi fikrine daha az yer kalabilir. “Bu ne?” sorusunu bütünüyle kaldırmak gerekmez. Önemli olan çocuğun da konu başlatabildiği, itiraz edebildiği ve merakını paylaşabildiği bir konuşma alanı oluşturmaktır. Buradaki örnekler aile içi etkileşimi düşünmek için hazırlanmıştır.
Bir oyuncak araba üzerinden örnek
Araba oynarken “Rengi ne, kaç tekeri var, kim kullanıyor?” diye sıralamak yerine “Araba köprüden geçti” diyebilirsiniz. Çocuk arabayı düşürürse “Eyvah, aşağı düştü” diyerek oyuna katılabilirsiniz. Çocuk size başka bir araba uzatırsa bunu bir davet olarak değerlendirebilirsiniz. Ona yeni bir soru yöneltmeden önce sunduğu oyuna yanıt vermek, konuşmanın yalnızca yetişkin tarafından yönetilmesini azaltır.
Yorum ile talimatı ayırmak
“Arabayı bana ver” bir talimattır; “Benim arabam burada bekliyor” ise bir yorum olabilir. İkisinin günlük yaşamda yeri vardır. Fakat her cümlenin bir görev içermesi oyun sırasında baskı yaratabilir. Kendi konuşmanızı bir süre gözlemleyin: Çocuktan sürekli bir şey yapmasını veya söylemesini mi istiyorsunuz? Bazı anlarda yalnızca birlikte olanı paylaşmak da mümkündür. Bu, çocuğu ilgisiz bırakmak anlamına gelmez.
Beklemek nasıl görünebilir?
Bir şey söyledikten sonra çocuğun yanıtını izleyin. Beklerken yüzünüzü ona çevirebilir, elindeki nesneye bakabilirsiniz; göz teması kurmasını şart koşmanız gerekmez. Yanıt yalnızca sözcük olmayabilir. Bir gülümseme, uzatma veya gösterme de konuşmanın devamına katkı sunabilir. Bekleme süresini kronometreyle bir teste dönüştürmeyin. Çocuk huzursuz olursa etkinliği sürdürmenin başka bir yolunu seçin.
Anlamadığınızda tahmin yarışına girmeyin
Çocuğun söylediğini anlamadığınızda art arda birçok ihtimal sunmak ikinizi de yorabilir. Önce anladığınız kısmı söyleyin: “Arabayı söyledin, sonra ne oldu?” Göstermesini veya nesneyi getirmesini isteyebilirsiniz. Tahmininizi kesin gerçek gibi sunmayın. “Bunu mu demek istedin?” diye doğrulayın. Anlaşılmadığı için kızgınsa önce duygusunu kabul etmek, doğru sözcüğü bulmaktan daha acil bir ihtiyaç olabilir.
Ailede ortak bir yaklaşım oluşturmak
Evde bir kişi beklerken diğerleri sürekli “Söylesene” diyorsa çocuk farklı beklentilerle karşılaşabilir. Yakınlarınıza kısa bir örnek gösterebilirsiniz: “İstediğini işaret ettiğinde kabul edip adını biz söylüyoruz.” Bu yaklaşım sessiz kalmayı veya çocuğun bütün ihtiyaçlarını önceden tahmin etmeyi gerektirmez. Amaç iletişim girişimlerine yanıt vermektir. Aile toplantısını doğru davranış sınavına çevirmeden, uygulanabilir bir iki değişiklik seçebilirsiniz.
Konuşmanın azalması ne zaman ayrıca ele alınır?
Çocuğun az yanıt vermesi yalnızca yetişkinin soru sorma biçimiyle açıklanamaz. Dil becerileri, işitme, ortam, yorgunluk ve başka etkenler değerlendirilmelidir. Bu yazıdan kendinizi sorumlu tutacak bir sonuç çıkarmayın. Günlük iletişimle ilgili kaygı sürüyorsa bir dil ve konuşma değerlendirmesi planlayabilirsiniz. Görüşmede hem rahat iletişim kurduğu hem zorlandığı durumları anlatmak, ihtiyaçların daha doğru anlaşılmasına yardımcı olur.